Deprem yönetmeliğine göre yeterli dayanım seviyesinde olmayan her tür bina güçlendirilebilir ancak güçlendirme maliyeti arttıkça binayı güçlendirmek yerine yenilemek daha sağlıklı bir çözüm olacaktır. Bu konudaki genel kabul, güçlendirme maliyetinin, binanın yeniden yapım maliyetinin %40’ını aşması halinde, binayı yenilemenin daha doğru olacağı yönündedir.

Güçlendirme maliyetinin yeniden yapım maliyetinin %40’ından az olduğu durumlarda veya imar sınırlamaları nedeniyle binanın yıkılıp yeniden yapmanın mümkün olmadığı durumlarda binanın ihtiyacına cevap verecek bir yöntem ile güçlendirme yoluna gidilmelidir.

Öncelikle binanın dayanım seviyesinin belirlenmesi için binadan kapsamlı şekilde bilgi toplanması gerekmektedir. Betondan alınacak karot deliklerinin uygun şekilde kapatılması halinde binaya zarar vermeyeceğinden daha önceki yazıda bahsetmiştik. Betona benzer şekilde donatı (inşaat demiri) numunesi de alınır. Zeminde inceleme yapılır ve tüm bu bilgiler ışığında binanın deprem dayanımı değerlendirilir. Binanın zayıflık şekline ve derecesine göre bir güçlendirme önerisi yapılır.

Yönetmeliğe göre zayıf olan binaların geleneksel veya yenilikçi mühendislik yöntemleri ile güçlendirilmesi mümkündür.

Geleneksel Güçlendirme Yöntemleri

Geleneksel güçlendirme yöntemlerinin önemli olan bazılarını sıralamak gerekirse “binaya betonarme perde duvarlar eklenmesi, kolonların betonarme veya çelik ile mantolanması, gerekmesi halinde temellerin takviye edilmesi sayılabilir. Özellikle binadaki beton dayanımının düşük olması ve binanın büyük deformasyonlar yapması beklenen durumlarda güçlendirme amaçlı eklenecek olan betonarme perde duvarlar, binanın hareketlerini kısıtlayacaktır.

Elbette her müdahalenin bazı olumsuz etkileri de olabilir. Örneğin betonarme perde ve mantoların donatıları, veya çelik mantolamada kullanılan düşey elemanların katlar arası sürekliliğini sağlamak için döşemelere de bazı delikler açmak gerekir. Bu uygulamalar binayı yapısal açıdan riske sokmaz ancak güçlendirme çalışmaları aşamasında binanın tamamen boşaltılmasını gerektirir. Ayrıca eklenecek perdeler ve mantolamalar çoğu durumda binanın mimari fonksiyonlarını olumsuz etkiler.

Geleneksel güçlendirme yöntemleri ile binaların dayanımı, yönetmelikte belirtilen seviyeye çıkarılabilir. Burada hatırlatılması gereken bir husus şudur:

“Deprem dayanımı açısından çok zayıf binalarda yapılacak geleneksel güçlendirme uygulamalarının temel hedefi, deprem sırasında içerisinde yaşayan veya çalışan insanların can güvenliğini korumaktır. Yani bu tür güçlendirmeler, bina içerisindeki insanları korurlar ancak birçok durumda binayı hasardan koruyamazlar ve deprem sonrasında bina hemen kullanım durumunda olmaz.”

Bu bakımdan binasını güçlendirmek isteyenlere önerimiz: lütfen güçlendirme projelendirmesi ve uygulamasını yaptırdığınız mühendislik ekipleri ile “yapılan güçlendirmenin depremde nasıl performans göstereceğini” baştan konuşmak olacaktır.

Basit bir örnek vermek gerekirse, bir ayakkabı tamir ettirirken bile tamirci ustaysa genellikle yaptığı tamiratın kaç sene idare edeceğini bilir ve söyler. Mesela der ki: “Bu tamirat sizi bir kış idare eder ama yağmurlu havada giymeyin. Kesin çözüm isterseniz ayakkabının tabanını komple değiştirmek gerekir.” Bu durumda siz de yapılacak tamiratın etkinliğine, maliyetine ve yeni ayakkabının fiyatına göre bir karar verirsiniz. Lütfen güçlendirme yaptırırken de benzer bilgileri sorunuz, sorgulayınız. Bir sonraki yazıda yenilikçi güçlendirme yöntemlerine değinilecektir.

  • Arsa Yatırımlarının Önemi

  • Hisseli Tapu Nedir?